Teknovasyon

Özgüven ve Özdisiplin Üzerine

ÖzdisiplinSevmediğiniz bir patronla çalışmak ister miydiniz? Bir girişimci olarak bu soruya hayır cevabı vereceğinizden eminim. Peki biri size iş dışında dahi sürekli hiç hoşlanmadığınız bir patronla yaşadığınızı söylese? O patronun nasıl biri olduğunu anlatacağım ama daha önce iç dünyamızla ilgili önemli bir ayırım yapmak istiyorum.

İnsan zihninde 3 temel harekete geçirici güç vardır:

1. Bilinçli yanımız

2. Sürekli haklı olmak isteyen yanımız

3. Her şeyden kaçmak isteyen yanımız

Verdiğimiz her karar ya bilinçlidir, ya haklı çıkmaya yöneliktir ya da bir kaçış kararıdır. Kaçmak isteyen yanımız karar verirken her zaman kolay olanı seçer; kolay olanı ve rahatlığı seçerken bedensel dürtülerimizle hareket ederiz. Fazla uyuma ve fazlaca yeme kararlarımız özünde rahatlığa kaçtığımız anlardır.

Haklı çıkmak isteyen yanımızla verilen kararlar ise iyi gözükmek için verilen kararlardır. Eylemin doğru olması değil o an için yapanı başkalarının gözünde iyi göstermesi önemlidir. Kişi başkalarının onayına bağımlıdır, hep “en doğru şeyi” yapıyor gibi gözükse ve herkes ondan memnun olsa da o özünde O kendinden memnun değildir.

Bilinçli kararlar ise kendimiz için iyi olduğunu düşünerek verdiğimiz özgür kararlardır. Özgür karar deyince genelde canının istediğini yapmak, istediğin kadar uyumak, canının istediği kadar yemek anlaşılır. Ama tam tersi bu tür davranışlarda bedeninizin kölesi durumundasınızdır. Diğer yandan sürekli haklı olmak isteyen yanınızla verdiğiniz kararlarınızda ise başkalarının onayına bağımlı olduğunuz için yine bağımsızlıktan söz edilemez.

İşte verdiğiniz her bağımlı kararda kendinize şöyle söylersiniz: ”Senden hoşlanmıyorum”. Benliğinizin ta derinliklerinde saygıyı hak etmeyen biri olduğunuzu hissedersiniz. Özsaygınız olmadığı için kendinize değer de vermezsiniz. Yalnız bu mekanizma tıpkı uyuşturucu madde bağımlılığı gibi trajik biçimde işler. Zayıfladıkça bağımlılığınız daha da artar. Kendinize olan nefretiniz arttıkça eksikliğini duyduğunuz saygıyı dışarıdan temin etmeye çalışırsınız. Başkalarının size saygı duyması için çırpınırsınız, şiddet uygulayabilirsiniz. Kendinize tahammül edemediğiniz için ihtiyacınızdan fazlasını uyuyabilir, iyi hissetmeye muhtaç olduğunuz için fazlaca yiyebilirsiniz. Fakat ne yazık ki kendinize verdiğiniz sözleri tutmadığınız her defasında benliğinizde yaralar açarsınız.

Bu yaralar sizi delik deşik eder, sonunda bir kevgire benzersiniz. Başkalarından aldığınız onaylamalar o an için size iyi hissettirse de sağlam ve deliği olmayan bir kap olmadığınız için size dışarıdan sağlanan her motivasyon kolayca akıp gider.

Özgüven ve içsel kontrol iç içedir. Birlikte yaşadığınız o sevimsiz patronu şimdi fark ettiniz mi? Kendinizin ya kölesi olursunuz ya efendisi. Efendilere yakışan bir hayat yaşamak için yapmak ve gerçekleştirmek istediğiniz hiçbir şeyi ertelemeyin.

“Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışkan olmak” M.Kemal Atatürk

Bu yazıyı paylaşın:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites
  • FriendFeed
  • Posterous
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Filed Under: Eğitim

Tags: ,

Yorumlar (8)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Çok güzel bir yazı. Özgüven ve içsel kontrolü bir kişinin elde edebilmesi için insanın kendisi, zaafları ile çok mücadele etmesi gerekiyor. Bu mücadele bolca acı, sıkıntı veriyor insana. İnsanın kendisini zayıf hissettiği konuların farkındalığı ve kendini bu konularda geliştirmeye çalışması aslında hayattaki en büyük mesai.

  2. Tamkarışık diyor ki:

    Harika bir yazıydı. Resmen beni anlatmış. Yüzüme şaplak gibi indi aslında. Böyle yazıları seviyorum. Farkındalık yaratıyor. Kendimizin efendisi olmak ha…Yapılması zor bir iş…Denemeye değer ama ;)

  3. Kaan Fakılı diyor ki:

    Bu bahsetttikleriniz biraz da Freud’un savunma mekânizmalarına benziyor değil mi? Psikoloji eğitimi almadığım için bilmiyorum ama bana onları anımsattı biraz.

    Farkında olmadan, kişiliğimizin bizi başarılıymış gibi ya da mutlu ediyormuş gibi gösterdikleri; savunma mekânizmaları.

    Yazının son kısımları özellikle çok güzel. Birçok şeyi açıklıyor.

  4. Esin Ulukök diyor ki:

    Yazının son kısımları hakkaten çok güzel.Baştarafı defalarca okuduğum halde bir şey anlamadım.Başarılar dilerim.

  5. Nurdan Gencel diyor ki:

    @İpek Hanım,haklısınız bu çok zor bir mücadele, keşke her şey dışarıdan göründüğü gibi olsa, ne kadar çok zaafımla baş ettiğimi bir bilseniz:) @Tamkarışık Bu “kendinin efendisi olmak”, Sokrates’e ait bir söz, çok kaptırınca biraz kafa karışabiliyor ama, bi yerden sonra efendinin kim kölenin kim olduğunu ‘yani aslında ne istediğini’ karıştırabiliyorsun. Dikkatli oynamak lazım:)) @Kaan Fakılı savunma mekanizmaları aynı yolu takip eder, hepsi seni kısa süreliğine rahatlatmak için vardır, haklısın. Bazıları da var ki ne yaparsa yapsın kendini başarılı ve mutluymuş gibi hissedemiyor:)

  6. sewimsizbilgin diyor ki:

    baş tarafında bi karmaşa hakim olsada, son cümlelerde toparlama söz konusu olup, ana fikir kendini belli ediyor.

  7. [...] http://www.gelistrend.com/ozguven-ve-ozdisiplin-uzerine/ Share Yazılarım özdisiplin, özgüven “GÜÇ BENDE ARTIK” He-Man Sonraki Yazı [...]

  8. demirhan diyor ki:

    Mükemmel bir tespit yapmışsınız yazınız gerçekten çok güzel ben herzaman korkularımın üzerine gitmeyi seven biriyim ama farkında olamamak bir karadelık gibi insanı içine çekıyor kısır bir dongu içinde kendinizi tüketiyorsunuz yazınız üzerimde soğuk duş etkisi yaptı yapmam gereken birşey varsa hemen yapacağım….

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.