Teknovasyon

KUSURSUZ YALAN

gece-gunduz-manzara-resimÇok büyük bir yalan var, o da evrende zıtlık diye bir şeyin olduğu! Biliyorum inanması güç, çünkü ilkokulda öğrendiğiniz zıt anlamlı sözcüklerden doğudaki mistik öğretilere kadar, dünyanın dört bir yanında sürekli zıtlıkların propagandası yapılır. Zıtlıklar romantiktir ve bize bizde olmayana kavuşmayı vaat eder.

Siyah-beyaz, erkek-dişi, gündüz-gece diye aklınızdan geçirmeye başladınız bile. Fakat bu aklınıza gelen örneklerden hiç birisi bilimsel olarak zıt değildir, sadece çok farklıdırlar. Konuşurken derece farkını ifade etmek için zıttı kullanırız, çünkü kategorilere ayırarak düşünmek daha kolaydır. Eğer zıtlık diye bir şey olsaydı evrendeki “her şeyin” bir zıttının olması gerekirdi. Ama elma ağacının olmadığı gibi, güneşin, yağmurun, sarı rengin, kıyafetlerinizin ve düşüncelerinizin de bir zıttı yoktur (hani zaten zıtlık anlayışı yüzünden tartışamıyoruz ya, benim gibi düşünmeyen benim düşünceme karşıdır gibi). Oysa dikkatli ve eleştirel gözlerle bakıldığında her şey varsayılan zıtlıkların iki ucu arasındadır ama asla iki uçta değildir. Zıtlık sadece bir varsayımdır.

Zıtlıklara eğer bir gerçeklik olarak bakıyorsak gerçekten kopmaya başlarız. Böyle düşündüğümüzde bütün yapıp ettiklerimiz iki kutuba bölünür, siyah ve beyazın olduğu renk skalasında gri tonlara yer yoktur. İyi-kötü, kahraman-korkak, asil-sefil, başarılı-başarısız diye iki kutuplu düşünürüz. Örneğin zayıflamak istediğiniz halde akşam yemeğini çok kaçırdınız; bu yüzden kendinizi depresyona sokabilir, iradesiz, aciz, kontrolü olmayan biri olduğunuzu düşünebilirsiniz. İpin ucu bir kez kaçtı diye kendi gözünüzde değerinizi sıfıra indirirsiniz.

İki kutba ayırarak düşünmenin en büyük sakıncası da insanın kendini kaçınılmaz olarak eksi kutupta bulmasıdır. Çünkü kimse mükemmel değildir ve mutlaka bir hata yaparsınız. Ya başarılıyım ya başarısız, soğuk davranmazsam ciddiyetsiz olduğumu düşünürler, ya bu ihaleyi alırız, ya da geleceğimiz mahvolur gibi düşünmek benliğinize zarar verir. Bazen de kutuplaşmanın biri dile getirip diğer korkunç seçeneğ ima ederiz. “Para kazanmanın tek yolu budur”, “bu iş benim son şansım” gibi.

Kendi kendinize böyle hastalıklı düşünceler üretmeye başladığınızda şunları hatırlayın:

® Yüzde kaç haklı olabilirim?

® Siyah-beyazın yanında gri bölgeler de var.

® Benden farklı düşünse de ortak bir noktamız olabilir.

Bu yazıyı paylaşın:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites
  • FriendFeed
  • Posterous
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter

Related posts:

  1. Kriz bitmiş yalan Açıklanan ekonomik veriler çerçevesinde “Küresel Kriz” bitti, ilerleme sağlıyoruz...
  2. Kriz fiyatları indir derse inanmayın, yalan söylüyor! Krizde yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri aşağı yönde bir fiyat...

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Filed Under: Eğitim

Tags: , ,

Yorumlar (7)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Murat Esenli diyor ki:

    Ne güzel bir yazı teşekkürler Nurdan. Ve bu kusursuz yalanları üretmekte yaymakta çok da kabiliyetlidir insanoğlu. Kendi de inanır, herkesi de inandırır. Evet akıl, bilinç kainattaki her şeyi zıt olanı ile kavrar ama bu uç noktalar ara bölgeleri, geçişleri asla unutturmamali bize. Tekrar tekrar okunası bir yazı :)

  2. Nurdan Gencel diyor ki:

    Güzel bakışınız için ben teşekkür ederim Murat Bey :)

  3. berk pınar diyor ki:

    Eğitim yazılarının peşine bir de düşünsel yazı eklemek yazarlıgınızı taçlandırdı Nurdan Hanım. keske bulustrend’de sızınle yuzyuze tanısma fırsatını yakalayabılseydık. fıkrılerınızı canlı canlı dınlemek de ısterdım dogrusu…dusuncelerınıze ve ellerınıze saglık…

  4. Nurdan Gencel diyor ki:

    Sevgili Berk Pınar, yüzüme kocaman bir gülümseme yerleştirdiniz :) Teşekkür ederim

  5. sewimsizbilgin diyor ki:

    ® Yüzde kaç haklı olabilirim?

    ® Siyah-beyazın yanında gri bölgeler de var.

    ® Benden farklı düşünse de ortak bir noktamız olabilir

    bunları her zaman düşünüyorum. ama yine de bir yerlerde hata yapıyorum. nerde olduğunu hala bulamadım

  6. Nihan diyor ki:

    Öss’ye hazırlık döneminde çok yaşadığım bir psikolojiydi bu.
    Her şeyim bu sınava bağlı, ne kadar iyi puan yaparsam hayatım o kadar iyi olacak diye düşünüyordum. Dolayısıyla ciddi anlamda büyük bir stres altına sokuyordum kendimi. Sonuç olarak, ilk sınavda kapasitemin çok altında bir puan yaptım.
    Tekrar denedim, puanım yükseldi ama yine de beni istediğim, hakkettiğimi düşündüğüm, Türkiye’nin marka olmuş üniversitelerinden birine sokmaya yetmiyordu. Ben de puanım yettiği, pek çokları için çok iyi olan (sizin tabirinizle gri olan :) )fakat benim burun kıvırdığım bir üniversiteye girdim. Şimdi bakıyorum da, belki de benim için çok hayırlı oldu. Okulumdan dolayı olan memnuniyetsizliğim, beni daha çok çabalamaya itti. Dilimi geliştirdim, ikinci bir dil öğrendim, bilgisayar kurslarına gittim. Hayalini kurduğum okullardan birinde eğitim alamamanın eksikliğini elimden geldiğince kapatmaya uğraştım.(Ama açıkçası ne kadar çabalasam da asla o okullardan mezun olanlar kadar ii olacağıma inanmıyordum.)Şu anda uluslararası bir şirkette MT olarak çalışıyorum ve ne kadar yanlış düşündüğümü çok net görüyorum. Ne o okullar hayal ettiğim kadar mükemmelmiş, ne de benim okulum kötüymüş. Ben sadece kendimi kusursuz yalanlara fazla kaptırmışım. Belki istediğim okula girseydim, nasolsa başarılıyım deyip kendimi hiç kasmayacaktım ve şu anda olduğum noktadan çok farklı bir yerde olacaktım.

  7. [...] http://www.gelistrend.com/kusursuz-yalan/ Share Yazılarım siyah-beyaz, zıtlıklar, zıtlıklarla düşünmek Aykırlık ve Aynılık [...]

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.