İş olsun için çalışanlar ve işi için çalışanlar
Çalışanlar iki gruba ayrılır; iş olsun için çalışanlar ve işi için çalışanlar.
İş olsun diye çalışanların amacı daha az çalışıp daha çok para kazanmaktır. Bu tipleri sürekli çıkış saatini takip etmelerinden tanıyabilirsiniz. Kolay gibi görünür ama idare edilmeleri çok zordur, çünkü kendi akıllarını kullanmak, durumdan görev çıkarmak onlara göre değildir. Başarılarını daha çok kurnazlık üzerine inşa etmeye ve gösterişe düşkün olurlar. Genelde az düşünen ve patronunun her istediğini karşı çıkmadan yapan çalışan fikri sempatik gelse de bir süre sonra kendinizi işleri geliştirmek yerine işçileri idare eder durumda bulabilirsiniz. Yönetilmeleri havuç-sopa mantığına dayanır ve insan kaynakları birimleri özünde sizi bu yükten kurtarmak için geliştirilmiştir.
İşi için çalışanlar ise aslında en büyük hazinenizdir, şirketinizde sadece bir tane bile böyle çalışanınız olsa her şey çok farkı olur. Yalnız ne yazık ki kendilerini işlerine adayarak çalışan ve sürekli standartları yukarı çeken bu tiplerden ne çalışanlar ne de çoğu işveren hoşlanmaz.
Diğer çalışanlar, alıştıkları düzenin bozulması yüzünde şikayetçidir. Teneffüs zili çalmasına rağmen öğretmene önemli bir soru soran öğrenmeye hevesli bir öğrencinin başına gelenlerin benzeri yaşanır. Ya öğrenciler hep bir ağızdan zil çaldı diye isyan ederler, ya da öğretmen soruya cevap verir ve diğer bütün sınıf kolları bağlı küskün ve kızgın oturur.
‘İşlerine gelmesine’ rağmen işverenlerin de çoğu bu tip bir çalışandan hoşlanmaz. Çünkü işi için çalışan, gerektiğinde işini korumak için patronuna dahi karşı durmaktan çekinmeyecektir. Aslında sizinle aynı yöne bakıyordur ama bunu fark etiğinizde eğer özgüveniniz düşükse otoritenizin sarsıldığını düşünürsünüz. Bunu bir tehdit olarak algılar, patronun kim olduğunu göstermek için işin ucunu işten çıkartmaya kadar vardırabilirsiniz, çünkü içten içe bilirsiniz ki onun için verilecek en büyük ceza budur.
İşte size işi için çalışanı fark edebilmek için bazı ipuçları:
· İşine odaklı olduğu için iş saatleri çok umurunda değildir, gece 10’da dahi çıkabilir ama neden yarım saat geç kaldığını sorarsanız bozulur.
· İşlerin yolunda gitmesi için gerektiğinde sizi bile hızlandırmak ve harekete geçirmek için eleştirebilir.
· Kafasında işçi-işveren ayırımı yoktur, herkesin kendine düşen işleri hallettiğini düşünür ve takım çalışmasına inanır.
· Gerektiğinde üzerine vazife olmayan basit işleri bile yapmaktan çekinmez, fedakardır.
· Kurumunuzun imajı için kendi imajına ve müşterilerle ilişkilerine fazlasıyla dikkat eder.
· İşinizi geliştirmek için sürekli yeni fikirlerle doludur.
· Bir kararın neden verildiği ile ilgili bilgi sahibi olmak ister.
· Kendisine verilen bir görev hakkında önemini anlamak ve motive olmak için sorular sorar.
· Takım kaptanının kafasındaki hedefi gurupla paylaşması için diretir, körü körüne itaat etmez.
· Ve en önemlisi, vizyon sahibidir. Değerinin ve neler başarabileceğinin farkındadır.
Related posts:
- Dön, ne olursa olsun dön.. Ne olur dön! Diyelim ki müşteri çok ilgisiz bir ürün için sizi aradı....
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.
Filed Under: Eğitim















Nurdan hanım, çok gerçekçi tespitlerde bulunmuşsunuz ve çok güzel bir çalışma olmuş.
İş olsun diye çalışanlar( kamuda biz bu tiplere bankamatik memuru da deriz ) ve işi için çalışanlar. Birinci grup için birşey yazmaya klavyem müsade etmiyor. Ama o fedakar grup yok mu! her türlü övgüye layıktır onlar. Ama yazınızda da değindiğiniz gibi her türlü cefaya da mahküm edilirler. Yetmezmiş gibi, birinci grup sözde çalışanlarca “yalaka” olarak itham edilirler; kendi özürlerini kamufle etmek için. En çok sömürülen, gerçek anlamda emekçilerdir onlar.
Teşekkür ederim Nihat Bey. Bu yazıyı, anlayıp beğenenlere bir umut olsun diye yazdım. Yalnız değiller:) İşi için çalışanların her zaman hak ettikleri yerlerde olmaları dileğiyle.
İş için çalışan olmak için sıraladığınız tüm maddelere sahip olmak gerekir mi ki?
Tabii ki gerekmez, bu maddeler en uç örneğe ait özellikler, şartlara göre değişebilir ama işine saygı ve adanarak çalışma temasını her zaman korur galiba.
Bazen de iş için çalışanların işe aşırı adanmışlıklar ekip arkadaşlarını demotive edebilir. Örneğin işi için çalışan bir müdür gece 10′lara kadar kalırken ekibinin de aynı şeyi yapmasını talep edebilmektedir. ANcak insanlar bu gibi zorlamalar karşısında orta vadede çok olumsuz tepkiler verebilmekte, hatta işten ayrılmaktadır. İşkolik diyebileceğimiz bu tip insanlar biraz etraflarını da tüketirler. O yüzden kanımca herley kararında kaldığı sürece iyi.
Hukuk en zayıfın ihtiyaçları gözetilerek kurgulanmıştır ve düzeni sağlar. Ama toplumun bir hedefi yoktur.
[...] http://www.gelistrend.com/is-olsun-icin-calisanlar-ve-isi-icin-calisanlar/ [...]
nurdan hanım ben bu yazıyı atlamışım sizin kendi sitenizden okudum. çok güzel bir yazı kendimi gördüm gerçektem. ama amma da kıbırlı bır tıp denmesın dıye hangı tarafta kendımı gordugumu soylemeyecegım
turk toplumuna bırakalım yorumu
Benim tespitim: Türkiye’de iş olsun diye çalışmak daha kolaydır, iş için çalışmak çok zordur ve iş için çalıştıkça sizi daha zor koşullar bekler.