Hangi “duruş” u sergiliyorsunuz?
Bir süre önce yakın bir akrabamın ailevi sorunları ile ilgili öneriler sunmak için memlekete gitmiştim. Hoşgörü ve çözüm odaklı uzun muhabbetler içerisinde ısrarla “duruş” kavramından bahsetmiştim ve biraz da tepki almıştım. O yakınım psikoloğa gidiyormuş ve seanslarda doktorun en çok kullandığı kelimenin bu olduğunu söyledi geçenlerde ve bana hak verdi. Bu kelimenin anlamını kavramak için psikolojik sorun yaşamaya ve doktora gitmeye gerek yok, değil mi!
Kişisel marka diye anlattığımız her şey aslında sizin kendinize ve başkasına karşı duruşunuzu ifade ediyor. İngilizce “presence” olarak ifade edenler de var. Daha etkili ve bilinen tanım olarak da “karizma” diyebiliriz. Fakat bu kelimenin tanımı da net değil ve herkese göre değişecektir.
Aslında algılar bütününden bahsediyoruz. Başkalarının bizi nasıl algıladığını düşündüğünüzde nasıl bir duruş sergilediğiniz ortaya çıkar. Yanlış bir algılama var ise düzeltmeye çalışır dururuz. Bana göre en tehlikelisi tüm kişisel marka özelliklerimizle kendimizi doğru tanımlamamak ve duruşumuzu içimize bakan göz ile doğru görememektir. Dışarıdan bakış mı doğru içeriye bakış mı? Hayatı zor kılan da bu olsa gerek.
Ailenizde, işyerinizde, okulunuzda, derneğinizde, oyun takımınızda v.s. kısaca her yerde bir duruş sergilersiniz. Farklı kişilik tiplerine bürünebilirsiniz ama yalan söyleyemezsiniz, gözleriniz, hareketleriniz, davranışlarınız sizi hemen ele verir. Önemli olan “doğal” olanı yakalamktır. Kendi sesinizden farklı bir ses insanlara itici gelecektir.
Yabancı biri gibi gelin ve kendinizle tanışın, nasıl biryle tanışmak isterdiniz? Bunları yazarak tanımlamak ve özel gayret gerektiren yönlere eğilmek gerekiyor. Örneğin konuşmanızı kaydedin ve dinleyin. Videonuzu çekin bir sohbette. Vücut dilinizi nasıl kullandığınızı görün, üstelik sessiz dinleyin. Çok komik ya da itici gelebilir.
Nereden duyduğumu hatırlamıyorum ama şöyle güzel bir cümle vardı. “En uzun yolculuk insanın içine doğru yaptığı yolculuktur” diye. Biz o uzun duygusal ve mantık yollarından geçerek çevremize öyle duruşlar sergiliyoruz ki ne yaptığımızn biz dahi farkında değiliz. Birileri hatırlattığında da “olur mu kardeşim, ben öyle biri değilim” diyoruz. Bizim nasıl algıladığımız değil, başkalrının bizi nasıl algıladığı önemli. Pazarlama sektörünün tüketici algılarını yönetebilmek adına neler yaptığını biliyoruz. Kişisel marka duruşumuz için ticari marka uygulamalrının bir kısmını kendimize uyarlasak çok mu zor!
Zaten çok hızlıca karar veriyor insanlar hakkımızda. 3-5 dakikada imajımızı ölçüveriyorlar. Nasıl oluyorsa. Sonrasında istersen ağzınla kuş tut. Bu arada kimseye tavsiye etmiyorum bu insan sarrafı rolünü oynamayı, ben adamı hemen gözünden tanırım ayaklarını. Geçenlerde beni yeni tanıyan bir danışman ile bir toplantıda başka bir departman yöneticisi ile hararetli bir görüşme geçti. Ve benim baskı altında nasıl davrandığımı gördüğünü söyledi o danışman. Gel de düzelt şimdi. O anda gerçekten öyle olabilirim ama bu tüm hayatımı böyle geçirdiğimiz göstermez.
Kötümser olmak istemem ama acımasız rekabet dünyası olarak algılanan ve her şeyin maddesel güçle ölçüldüğü iş dünyasında özgüvenli duruş sergilemeyen birinin başarılı olabileceğini ya da destek alabileceğini düşünmüyorum. Aksine acizlik, yenilmişlik, çaresizlik, korkaklık göstergeleri bir koku gibi yayılıyor etrafınıza ve bunu aleyhinizde kullanmak isteyen o kadar çok kişi olacaktır ki!
Bir kaç madde tavsiye;
1- İç dünyanızla irtibatınızı kesmeyin ve onunla doğru konuşun. Özellikle doğru sorular sorarak pozitif anlamlar yaratmaya çalışın.
2- Enerjinizi sömüren kişilerden, alanlardan, seslerden, renklerden v.s. mümkün olduğunca çabuk uzaklaşın. Ya da düzeltin, önlem alın.
3- İlişkilerdeki empati gücünü göz ardı etmeyin. Çevrenizde bunu yapmayan kişileri iyi gözlemleyin.
4- Açık ve samimi olun ama her şeyi de her yerde söylemenin, boş muhabbetin ya da olur olmaz kişisel reklam yapmanın alemi yok. Konuştuğunuz her şey gerçekten aleyhinize kullanılabiliyor.
5- Herkesin sorunları var, hayat böyle devam ediyor. Asık surat sendromuna yakalanmamaya çalışın.
6- Panik ve aceleci davranmayın. Bu haliniz sizin “yetersiz” olduğunuzu düşündürebilir başkalarına. Her işi kıvamında tutmak gerek. Ne çok yavaş ne çok hızlı.
7- Vücut diliniz sizi ele veriyor. Telefondaki ses tonunuzdan, omuzlarınızın duruşu ve burun seviyenize varana kadar etkili olacaktır. Başkalarından beklediğiniz duruşu önce siz kazanmalısınız.
8- Tevazu göstergeniz yükseklerde olsun. Birileri bundan rahatsız olacaktır. Bırakın onları gurur deryalarında yüzsünler.
9- Uzlaşmacı ve hoşgörülü ifadeler kullanmaya çalışın. Bu gayretiniz sizi aranılan insan yapacaktır emin olun.
10- Provokasyonlara gelmeyin. O kadar çok şey var ki doğru algı dünyamızı bozmaya çalışan. Gün içinde beslenme kaynaklarınız olsun kendinizden uzaklaştığınızda sizi sıfır noktasına geri getirecek.
Kişisel marka duruşunuzun herkese örnek olması dileği ile.
Saygılarımla.
Related posts:
- Nereden ve Hangi Yollarla İthalat Yapabilirim Önceki yazılarımızda “Neden İthalat Yapmalıyım?” ve “Ben İthalat Yapabilir miyim?”...
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.
Filed Under: Kişisel markalaşma















