Girişimcinin önyargıları olur mu? Şirket önyargıyla yönetilir mi?
Genç giriÅŸimci, patron ya da yönetici. Orta düzey, üst düzey ya da alt düzey. KOBİ, OBİ ya da holding. En az 1 kiÅŸiyi yönetme görevine talipseniz en büyük rakibiniz “Önyargı” olacaktır.
Neden mi?
Problemlerin en büyükleri anlık gerçekleşir. Bir anlık hatalarla ihaleler kaybedilir, projeler batabilir. Mutlaka arkaplanı vardır ama genellikle patlama anı şöhreti severken patlama anına götüren süreç karanlık ortamları sever.
O anda yönetici soğukkanlı olmak zorundadır. Genellikle hep gördüğümüz, yaşadığımız olaylar hiçbir şeyin ilk anda görünen gibi olmadığını  gösterir deneyimler.
Bir çalışanınızla ilgili olumsuz düşünceleriniz mi var? İşten kaytardığını mı düşünüyorsunuz? Hatta onun bu özelliğinin bir hastalık olduğuna da eminsiniz.  Önyargılarla beyninizi doldurmak yerine çağırın ve konuşun!
Müşteriler, rakibinizin sizin verdiÄŸiniz fiyatın yarısını verdiÄŸini ve sizin ürününüzü kötülediÄŸini mi söyledi? Siz de o müşteriye rakibinizi kötülemeyin. Belki piyasayı kızıştırmaya çalışıyordur. Hemen koÅŸullanıp “Evet o rakibimiz böyle zaten, iÅŸi gücü arkadan dolanmak, dolap çevirmek” diye baÅŸlamayın söylenmeye. Rakibinizi aramaya ne dersiniz? Ben bunu çok sık yaparım. Ararım ve konuÅŸurum, gerçekleri ondan öğrenirim, fikirlerini alırım, fikirlerimi paylaşırım. Önyargılar rakibi size düşman gibi gösterir. Oysa rakip aslında sizi  iÅŸ ortaklarınızdan bile çok büyütür!
Aile şirketi ya da ortaklı bir şirketin ortağı mısınız? Çalışanlarınız sizin kızdığınız bir şeyi ortağınızın söylediğini mi söyledi? Hemen esip gürlemeyin, unutmayın bir insanın bir başka insanı doğru anlayabilmesi için tek bir yol varken yanlış anlaması için 10 ayrı yol vardır.
Önyargıyla hareket ederseniz hem bu 10 yolun hem de kötü niyetli hamlelerin sizi kandırmasına davetiye çıkarmış olursunuz.
Bir kriz mi var? Derin nefes alın. Unutmayın o gemiyi batıran yaklaşmakta olan kayalıklar değil, kaptanın kararlarıdır.
* * *
Bir de hikayemiz var, konusu Önyargı
Hayatta hiç birşey göründüğü gibi olmayabilir. Önyargı iki ucu keskin bıçaktır.
Önyargı ve bencillik duygusu herkesin kolaylıkla içine düşebileceği iki büyük tuzak.
Her konuda ne kadar önyargısız olursak o kadar gerçeğe ve doğruya yaklaşırız.
Ön yargıyı çok güzel anlatan bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.
Günün birinde uzaklarda bir köyde çocuğu doğmadan kocası ölmüş ve tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar.
Gelincik vefalıdır. Kadının yanından bir an bile ayrılmaz.
Her ne kadar evcil bir hayvan olsamasa da zamanla oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar Tek başına tüm zorluklara göğüs görmek ve yavrusuna bakmak zorundadır.
Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığınada olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yanlız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür.
Anne çıldırmışcasına Gelinciğe saldırır ve oracıkta hayvanı öldürür.
Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.
Ne demiÅŸti Einstein ?
“İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor”
(Hikayenin kaynağı : http://mavidunyalar.blogspot.com )
No related posts.
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.
Filed Under: İş yönetimi
















Güzel hikaye, teşekkürler, önyargı gerçekten kimi zaman insanın ayağına dolanan en büyük bela oluyor.
Teşekkürler çok güzel bir yazı olmuş.
Bir çok kişinin aşması gereken engellerden biri.
bir hikaye de benden olsun yine önyargı ve yanlış değerlendirme ile alakalı :
bir gün bir yavru fare çok soÄŸuk bir havada donmak üzere bir tarlada artık makus kaderini beklerken üstüne bir inek hacetini gidermiÅŸ. elbette ineÄŸin tezeÄŸi farenin katbe kat misli olduÄŸu için fare oradan kıpırdayamamış. fakat fare her ne kadar tezeÄŸin ısısıyla hayatta kalmış olsa da bunu göz ardı ederek kendi üstüne pisleyen ve kendini bu tezeÄŸe bilmeden de olsa hapseden ineÄŸe çok sinirlenmiÅŸ ve kendince intikam yeminleri etmiÅŸ. derken bir kedi gelmiÅŸ, bakmış, bakmış…tezeÄŸe bulanmış fare imdat çığlıkları atıyor, kedi de demiÅŸ ki: fare kardeÅŸ yardım istediÄŸinden emin misin? fare de demiÅŸ ki : elbette istiyorum baksana halime bu pis inek üstüme pisledi ÅŸimdi de sıkışık kaldım burada. kedi : iyi, o zaman ben sana yardım ederim demiÅŸ ve fareyi bir güzel tezekten kurtarmıs ve hatta gitmiÅŸ dere kenarında onu bir güzel yıkamış. artık temizlenen ve tezekten kurtulan fare çok mutluymuÅŸ. tam ona kucak dolusu bir öpücük verecekken kedi elbette fareyi tek lokmada yutuvermiÅŸ.
işte buaradan çıkaracağımız ders şu : her üstümüze pisleyen düşmanımız değil, her pislikten bizi kurtaran da dostumuz değildir.. insanların iç yüzlerini onları tanıyarak anlamaya ve bu şekilde davranmaya özen gösterelim.
yazı çok güzel elerine saÄŸlık ömercim…