Bilgi’yi Anlamak
Prof. Dr. Osman Ata Ataç anlatıyor.
Osman hocayı ODTÜ’de öğrencisi olduğum zaman tanıdım. Bana çok emeği geçmiştir. Sokrates’in Platon’u (bizde Eflatun diye bilinir), Platon’un da Aristo’yu eğittiği gibi benim üzerimde uğraşmış, bildiklerini düşündüklerini aktarmaya çaba sarf etmiştir.
Yirmi yıla yakın süresir Birleşmiş Milletlerde çalışmaktadır. Gelişmekte olan ülke KOBİ’lerinin uluslar arası ticarete hazırlanması projesini yönetmekte, bu konuda eğitimler vermektedir.
Yine gelişmekte olan ülkelerden birinde… Bir sürü iş adamı dinleyici… Osman hoca sahnede… Dinleyenlere soruyor.
- Finansal varlıklarınızı yöneten bir teşkilatınız var mı?
- Elbette” diye yanıtlıyorlar. “Finansmandan sorumlu genel müdür yardımcısı (veya CFO) , onun altında koca bir departman…”
- İnsan Kaynakları için?…
- Olmaz mı? Personel Bölümü, işe alma, eğitim, kariyer planlama…. Birçok eleman çalışıyor.
- Duran varlıklarınızı yönetmek için ne yapıyorsunuz?
- İnşaat Emlak Bölümü var. Bakım – Onarım Departmanı var…
- Bilgiyi yönetmek için ne yapıyorsunuz?…
Bu soruya karma karışık yanıtlar.
Osman Ata Ataç yeniden anlatıyor.
“Kaynaklar nelerdir? diye soruyorum
- para,
- insan,
- duran varlıklar ve
- bilgi
diye yanıtlıyorsunuz.
Neden diğerlerini yönetmek için büyük departmanlar kuruyorsunuz da, çağın en önemli kaynağı olduğunu söylediğiniz bilgiyi yönetmek için bir ekip kurmuyorsunuz.”
Nurdan Gencel’in gelistrend.com’daki yazısı üzerine Friendfeed’de yazmıştım.
· Maslow’un hiyerarşisinde de önce “başkalarına” sonra “kendine” güvenir insan… İlginçtir ki… Diğer alanlarda da geçerlidir bu… Başkasını anlamayan, kendini anlayamaz.
Bilgi yönetimi konusunda da böyledir. Herkes uzun süre boyunca “bilgi en önemli kaynaktır” diye konuşur. Ama kendi söylediği bu cümlenin ne anlama geldiğini anlaması (maalesef) çoook uzun sürebilir.
No related posts.
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.
Filed Under: Müşteri İlişkileri (CRM)















Bilgi ile barışık bir toplum olduğumuzu düşünmüyorum çünkü bilgi üretimimiz az. Çoğunlukla bilgiyi transfer ediyoruz. Bilgi üretmeyi beceremeyen doğaldır ki onu yönetemiyor.
Bilgisinin sınırları genişledikçe insanın kendi sınırları da genişliyor. Bilgiyi yönetmek, işinin sınırlarını genişletmek isteyen girişimciler için önemini anlayabilirlerse çok değerli.